Robert Schrader

Zamansız Bangkok

Bangkok’la ilgili ilk anılarım şehrin kuzeyindeki Mo Chit otobüs istasyonununda bir motorun arkasına atlayıp hızla sokakların arasına dalmamız: sokak satıcıları, ufak tapınaklar, taksilerin floresan ışıkları, ve gülümseyen yüzler, evet en fazla da bu yüzlerin etkisi kaldı üzerimde.

Önce şehre, sonra Tayland’a aşık olmamı sağlayan her şey on sene sonra halen aynı; eski şehir Rattankosin’in etrafında tapınakların arasında kaybolana kadar yürümek, Çin Mahallesi’nin olduğu Yaowarat’ın ve Silom’un sonsuz enerjisini solumak, şehrin damarlarını oluşturan Chao Phraya nehrinin üzerindeki havayı içime çekmek…

Tabiki her gün yeni bir Bangkok doğuyor, şehrin en turistik noktalarının biraz dışına çıktığımızda buna tanık oluyoruz. Mesela Tayland’ın en uzun binası olarak inşa edilen Maha Nakhon Kulesi, eğlence ve yeni nesil yaşam tarzlarının merkezi olma iddiasındaki Central Embassy ya da yeni açılan Bangkok metrosunun şehrin daha uzak noktalarına trafikten kaçarak ulaşma imkanı veren Mor Hattı.

Bangkok bugüne kadar ziyaret ettiğim her şehirden daha canlı, bunu hissetmek için bir rehber kitabın her satırını okumaktansa şehre dalıp sokaklarını arşınlamaya niyet etmek gerekiyor.

This site uses cookies to understand visitor needs. You can see our terms of service police here. To allow us to improve our content please click ok. OK