Robert Schrader

Bahir Dar’ın tozu

“Sen bir rasta mısın?” diye sordu kayıkçı, Bahir Dar’dan ayrılmış Tana gölü üzerinde usul usul süzülmeye başlamıştık. Saçlarımı kastediyordu, Bahir Dar’ın tozu ile gerçekten uzun saçlarım ile tam bir rasta olmuştum. Tana Gölü’nün manastırları içinde en çok etkilendiğim Ure Kidana Meret Manastırı’nın önünde bekleyen rahip ise tozlu saçlarıma aldırış etmeden sıcak bir gülümseme ile beni karşıladı.

Tana Gölü, Mavi Nil Şelalesi, gölün üzerindeki ortodoks manastırları ile Bahir Dar ülkenin turistik cazibe yerlerinden. Addis Ababa’dan bir saatlik  uçuşla Amhara bölgesinin bu palmiyelerle sıralı geniş caddeli güzel şehrine varıyorsunuz. Zege yarımadasında yer alan ve tekne ile ulaşılan Azuwa Maryam, Bet Maryam, Bet Selassie, Daga Estefanos, Debre Maryam, Kebran Gabriel, Nerga Selassie, Tana Cherkos, bu manastırların en çok ziyaret edilenlerinden. Onüçüncü yüzyıl ile on altıncı yüzyıl arasında yapılan bu manastırların tipik bir yapısı var. Çember şeklinde, konik çatılı evler gölün üzerindeki adacıklarda yer alıyor, evlerin dışında ve içinde koridorlar mevcut ve bu alan ziyaretçilere açık, daha içeride yer alan maqda denilen yerler ise sadece rahiplere ayrılmış. Manastırların içindeki duvar resimlerinin canlı renkleri ve güçlü ifadeleri insanda oldukça derin bir etki yaratıyor. Manastır ziyaretimizden sonra bu sefer Mavi Nil Şelalesi’ne devam edip Portekiz köprüsü üzerinde yürüyerek manzaranın keyfini çıkarıyorum. Etiyopya’daki Mavi Nil nehri, Sudan’daki Beyaz Nil nehri ile Hartum’da birleşip dünyanın en uzun nehrini oluşturuyorlar. Bunun bir parçasına tanık olmak bile beni büyülüyor.

This site uses cookies to understand visitor needs. You can see our terms of service police here. To allow us to improve our content please click ok. OK