Didem Doğan

Süleymaniye

İstanbul’daki en önemli Osmanlı dönemi yapıtı olarak kabul edilen Süleymaniye Camii Mimar Sinan’ın Edirne’deki Selimiye Camii’nden sonra en büyük eseri kabul ediliyor. Şehrin Haliç’e bakan tepesinde konumlanan Camiinin yapımı Kanuni zamanında 1550 senesinde başlanmış. Camii Osmanlı tahtının bu en başarılı Sultan’ının adını taşımakta ve hemen bitişiğindeki türbeler hem padişahın, hem ailesinin hem de Mimar Sinan’ın ebedi istirahatleri için ayrılmış. Camii’nin Haliç tarafına bakan bahçesi aynı zamanda İstanbul’daki en güzel manzaralardan birine sahip; hem Haliç, hem Boğaz’ın girişi, hem de karşı tarafta Galata Kulesi’nin bulunduğu tepelere bakıyor. Camii’nin içine bir avludan geçerek giriyorsunuz. Bu büyük avlu mermer sütunlarla ve Camii’nin dört minaresi ile çevrilmiş; içindeki iki oda zamanında Osmanlı astronomunun evi ve çalışma odası imiş. Dört minarenin Kanuni’nin Istanbul’u yöneten dördüncü hükümdar, üzerlerindeki on şerefenin ise Osmanlı hanedanlığının onuncu padişahı olmasını temsil ettiği söylenir. Camiinin içi büyük bir kare salonun üzerinde yükselen devasa kubbesi ile size ilk girdiğinizde ihtişam, ferahlık, ulvilik hissi veriyor, yere oturup başınızı kaldırın ve tüm detaylara dikkatinizi verin; renkli camlardan mihrabın mermer ve ahşap işçiliğine, çinilerin üzerineki motiflerden büyük hat panolara (dönemin en ünlü hattatları Ahmet Karahisarı ve Hasan Çelebi tarafından yapılmış) bu detaylar Sinan’ın eserine daha da fazla hayran kalmanızı sağlayacak. Süleymaniye sadece bir Camii değil, aynı zamanda medreselerin, kitaplıkların, hastane, hamam gibi diğer yaşam alanlarının da bulunduğu bir külliye.

This site uses cookies to understand visitor needs. You can see our terms of service police here. To allow us to improve our content please click ok. OK