Didem Doğan

Salvador de Bahia: Kiliseler, sokaklar, meydanlar, müzik

Brezilya’nın ilk başkenti Salvador de Bahia’nın eski şehri Centro Histórico bölgesinde konaklamak şehrin sokaklarını hem gece hem de sabah erken saatlerde arşınlamak için ideal. Praça da Sé Meydanının tam göbeğinde Bahiacafé oteli kolonyal dönemden kalma iki katlı bir bina, yüksek tavanlı odaları, ahşap dekorasyonuyla bize hemen Bahia’ya olduğumuz hissini veriyor. Camdan içeri giren perküsyon sesleri de öyle. Salvador’da gündüz ve gece her ara sokakta samba gruplarına rastlıyoruz, çoluk çocuk çaldıkları ve ‘batucada’ denen davul topluluğunun çıkardığı farklı ritimlerin aynı anda çalınmasıyla oluşan Brezilya’ya özgü bu Afro müziğin doğduğu yer Salvador. Portekiz sömürgesine getirilen Afrikalı kölelerin beraberinde getirdikleri inançları, müzikleri ve kültürleri burada doğdu diyebiliriz.

Salvador’un Unesco mirası ilan edilen eski şehri Pelourinho özellikle mimari açıdan önemli, burada kiliseler en önemli yeri tutuyorlar. Praça da Sé’den başlayarak yürümeye başlıyoruz, ileride hemen köşede Catedral Basílica de Salvador aynı zamanda Salvador’un baş piskopozunun ikamet ettiği yer. 16. yüzyılda ilk piskopozun bu topraklara gelmesinden beri din toplumsal yapıda önemli bir rol oynamış. Katedralin önündeki meydan Largo Terreiro de Jesus. Ve devamında ileride tam karşıda São Francisco de Assis Kilisesi. Bu kilise içindeki altın işlemelerin en yoğun olarak kullanıldığı, belki de Salvador’un en görkemli kilisesi. içindeki tüm duvarlar, sütunlar, tavanlar altınla kaplanmış ahşap işçiliğininin kusursuz bir örneği, 17. ve 18. yüzyıl barok mimarisinin bir örneği bu altından kilise, hemen yanındaki ara sokakta kilisenin devamı başka bir daha ufak kilise, girişindeki yeşil kapıları ile Igreja de Ordem Terceira Secular de São Francisco belki çok daha zarif, bulunduğu dar sokakta biraz oturur ve sokak müzisyenlerini dinlerseniz kendinizi bir film setinin içinde hissetmeye başlayacaksınız ve bu his Salvador’da yürürken size hep eşlik edecek.

Ara sokaklardan aşağı doğru Pelourinho’ya yürümeye devam ediyoruz. Bu en geniş ve aşağı doğru bir yokuş olarak inen meydan kölelerin işledikleri suçlar nedeniyle teşhir edildikleri yerdi, meydanın bir köşesini kaplayan mavi bina Jorge Amado Vakfı. Latin Amerika’nın belki de Gabriel Garcia Marquez’den sonra en fazla tanınan yazarı Amado’nun en büyük esin kaynağı Bahia, sömürge döneminin toplumsal yapısı… Meydanın aşağıya doğru sağ tarafından yer alan mavi kilise Igreja Nossa Senhora do Rosário dos Pretos kölelerin kardeşlik denilen topluluklar kurup dua ettikleri mekanlardan biriydi.

Meydanın sonunda karşı tarafa geçip yokuş yukarı çıkmaya başladığınızda, yani Largo de Pelourinho’yu bitirip Largo de Carmo denilen yokuşu tırmanmaya başladığınıza solda merdivenli bir geçit bulacaksınız, merdivenlerin sonunda tepede duran kilise Igreja do Santíssimo Sacramento do Passo. Bu merdivenler, bir tarafından, aşağıdan seyrettiğiniz Kilise, diğer tarafından yukarıda iseniz seyrettiğiniz renkli çatılar oldukça sinematografik, gerçekten de burada bir film çekilmiş olduğunu öğreniyoruz. Brezilyalı yönetmen Anselmo Duarte’ye 1962’de Cannes’da Altın Palmiye ödülünü getiren O Pagador de Promessas filmi burada çekilmiş… Yokuşun sonunda sağda bir başka Katolik Kilisesi Igreja do Carmo ve ilerisinde Salvador’un en lüks butik otellerinden Pestana Convento de Carmo yer alıyor. Eğer bir haftasonuna denk getirirseniz Pazar sabahının erken saatlerinde tüm kiliselerin dolu olduğunu görecek, hem vaaz hem müzikle gerçekleşen ayinleri dinleme fırsatı bulacaksınız.

This site uses cookies to understand visitor needs. You can see our terms of service police here. To allow us to improve our content please click ok. OK