Didem Doğan

Görünmeyenler, Palacio de Cristal Madrid’de Jaume Plensa

Madrid’deki Retiro parkın içinde bulunan Kristal Saray Modern Sanat Müzesi Reina Sofia’nın güncel sanat işlerine ayrılmış bir başka mekanı. Daha önce Kolombiyalı sanatçı Doris Salcedo’nun Akdeniz’de hayatını kaybeden mültecilere adadığı ve isimlerinin zeminde su damlaları halinde yazılı olduğu Palimpsesto sergisi, Vietnamlı sanatçı Danh Vo’nun tavandan asılı İsa heykeli ve mamut fosillerinden oluşan sergisinde olduğu gibi bu zarif ve farklı mekan günümüzün tanınır çağdaş sanatçılarının eserlerine yer veriyor. Katalan heykeltraş Jaume Plensa’nın Görünmeyenler adlı sergisi 3 Mart 2019’a kadar gezilebilir. Camdan sarayın içinde üç heykel, üç kadın olduğunu zannettiğimiz baş. En önemli özellikleri var olmaları ama görünmüyor olmaları. Gerçekten de içeri girdiğinizde havada asılı bir şeylerin olduğunu anlıyor ama onları farketmekte güçlük çekiyorsunuz. Sarayın içindeki metallerle aynı renkten yapılmış metaller tavandan asılmış. Bu üç başın gözleri kapalı, işaret parmaklarını dudaklarına götürmüşler, sanki ‘sessiz ol’ der gibi. Görünmezler veya Görünmeyenler diye İspanyolcadan çevirilebilecek Invisibles çoğul bir başlık olmasına rağmen her birinin bir ismi var: Laura, Anna, Rui Rui. Mekanın tam ortasında bir üçgen oluşturuyorlar. Hem varlar hem de yoklar. Plensa bu çalışması için şöyle demiş: ‘Görünmez bir şey yapmanın görünen bir şey yapmaktan daha zor olacağını hiç hayal etmemiştim.’ 2013 Velazquez ödülünün sahibi Jaume Plensa uluslararası arenada da tanınır bir sanatçı. Sanatçının büyük ölçekli heykelleri dünyanın çeşitli yerlerinde sergileniyor. Gözleri hep kapalı başlar, oturan sessiz insanlar, Singapur’da, Andorra’da, Barcelona’daki Modern Sanat Müzesi’nin bahçesinde, Madrid’deki Colon meydanında, Chicago’da, Miami’de… Sessiz olmalarının bir anlamı olmalı, sessiz olsalar da söyledikleri bir şey olduğu hissine kapılıyor onlara bakanlar. Bir bedeni olmayan başlar ama bir bedene sahip olduklarını biliyoruz, bir kimlikleri olduğunu biliyoruz. Hafızamızda yaşayan insanlar, artık aramızda fiziki olarak var olmasa da varlığı bizde bir yerlerde devam edenler. Kaybettiklerimiz, ya da hesaplaşmayı bitirmediklerimiz ya da roman ya da film gibi fiktif bir yerde yaşasa da bizim gerçek muamelesi yaptığımız insanlar, içimizde yaşayan sayısız farklı benler, Plensa’nın sanatı bakanları derinlerde bir yerlerde bir şeylerle bağlantı kurmalarını sağlıyor, Görünmeyenler’de olduğu gibi.

This site uses cookies to understand visitor needs. You can see our terms of service police here. To allow us to improve our content please click ok. OK