Didem Doğan

Beykoz Cam Müzesi

Dünyadaki en iyi cam işçiliği nerede yapılır diye sorulduğunda belki de akla ilk olarak Venedik, Murano camları geliyor ama Türkiye’nin de hatırı sayılır bir mirası var. Osmalı döneminde başlayan cam işçiliğinin hem tarihini öğrenmek hem de bu zanaatın en güzel örneklerini görmek isterseniz Beykoz’daki Cam Müzesi’ni mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Müze Beykoz semtinde ormanların içinde 360 dönümlük tarihi bir korunun içinde bulunuyor. Aslında bu yapı 19. Yüzyılda Abraham Paşa tarafından kendi arazisinde bulunan bir ahır imiş. U şeklindeki bu taş tek katlı yapının önünde oldukça büyük bir bahçe bulunuyor.

Müzenin koleksiyonunda bin beş yüze yakın cam parça bulunuyor; bunlar Selçuklu döneminden başlayıp Osmanlı’nın son dönemine kadar olan dönemde temalar etrafında sergilenmekte: kandiller, yeme içme takımları, avizeler, Sultan II. Mahmud’a ait cam araba; ayrıca Fransa, İtalya’dan gelen özel koleksiyonlar.

Türklerin cam sanatı ile ilk buluşması Büyük Selçuklu dönemine, 1526 senesine uzanıyor. O zaman üfleme tekniği ile oluşturulan camlar eğri kesim tekniği ile süsleniyordu. Osmanlı döneminde camileri aydınlatmak için cam kandiller Venedik’ten ısmarlanırdı. Cam üretimi Suriçi, Galata, Üsküdar, Tophane’deki cam atölyelerinde yapılırdı. Bir Osmanlı imzası olan kendine has tekniği ile Çeşmibülbüller 19. Yüzyılda üretildi. 1837’de ise bu müzenin kendisi, Beykoz Cam ve Billurat Fabrika-i Humayun inşa edildi.

Beykoz ormanlarının içinde bulunan bu kompleksin içinde müzeden başka bir ufak mağaza, bir kafe ve içinde tavuskuşları ile tavşanların gezindiği çok hoş bir bahçe yer alıyor. İstanbul’un keşmekeşinden uzaklaşıp tarihin ve estetiğin içinde bir yolculuğa çıkmak için mutlaka burayı ziyaret edin.

Milli Saraylar’a ait bu Saray’ı Pazartesi hariç her gün 09:00 ile 17:00 saatleri arasında gezebilirsiniz.

Other Collections
This site uses cookies to understand visitor needs. You can see our terms of service police here. To allow us to improve our content please click ok. OK