Burcu Başar

Moskova, Café Pushkin

İçine girdiğiniz anda çağ değiştirdiğiniz mekânlardan Café Pushkin. İç dekor insanı o denli etkiliyor ki uzun süre esas ziyaret amacınız olan yemek konusu ikinci planda kalıyor. En azından bana öyle oluyor ve heyecanımı yatıştırıp sipariş vermem bir 20-30 dakika sürüyor. Bu şaşkın halimden biraz da utanıyorum aslında. Mekân sadece dekoru değil ama içindeki insanlar, onların ağır ve inanılmaz stil sahibi halleriyle de sizi Dostoyevski romanlarının bazı karelerinde gibi hissettiriyor. Ortamı bozmamak için kendime aceleyle çeki düzen veriyorum – menüde ilk dikkatimi çeken ise bors çorbası oluyor. Slav mutfağının en bilinen örneklerinden olan bu çorba neredeyse başlı başına bir öğün. Garsonlar da mekâna giyimleri ve tavırlarıyla tam ayak uydurmuş durumda. Nazik ama mesafeliler. Moskova esasında geniş caddeleri ve ihtişamıyla benim çoktan gönlümü çalmıştı. Café Puşkin ise Moskova`nın kalbimdeki yerini iyice sağlamlaştırıyor. Yemek sonrası hızlıca üst kata çıkıyorum – üst katın dekoru devlet başkanlarının toplanıp dünyanın gidiş hattına karar verebileceği kadar ihtişamlı. Bu düşünceye sanırım mekândaki kocaman Dünya küresi nedeniyle de kapılıyorum. Devlet başkanlarının başına geçip küreyi bir o yana bir bu yana döndürdüklerini hayal ediyorum. Ne de olsa hem tarihte hem bugün Dünya politikalarında önemli bir yer oynamış ve oynamaya devam eden Rusya`nın başkentindeyim. Saatlere yayılan öğle yemeği biterken arada çıkıp mekânın bahçesine de bakmak suretiyle zorla kendimi mekândan ayırıyorum. Ben yazın Moskova`dayım, kış olsa - Moskova`nın soğuğunu da dikkate alınca, insan mekânın gösterişli ama bir o kadar da sıcak havasını hiç terk etmek istemeyebilir. Muhakkak bir kere de akşam yemeği için gelmeli.

This site uses cookies to understand visitor needs. You can see our terms of service police here. To allow us to improve our content please click ok. OK